Interview with Sencer Özen from İzmir Development Agency (İZKA) about Turkey’s startup ecosystem, incentives and government support

Türkiye Startup Teşvikleri 2026: Dr. Sencer Özen ile İZKA Röportajı

Türkiye’de startup kurmak: teşvik listesinden önce doğru soruları sormak

Türkiye’de şirket kurmayı düşünen yabancı girişimcilerle çalışırken aynı konunun tekrar tekrar gündeme geldiğini görüyorum: “Hangi teşvikleri alabiliriz?”

Bu önemli bir soru, ama tek başına yeterli değil. Bir startup için asıl mesele yalnızca bir hibe bulmak değil; doğru aşamada doğru kurumu, doğru programı ve doğru pazarı bir araya getirmek. Yanlış zamanda alınan destek, zayıf bir iş modelini güçlendirmek yerine sadece daha pahalı hâle getirebilir.

Bu nedenle İzmir’de İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) bünyesinde inovasyon, girişimcilik ve yatırım destekleri üzerine çalışan Dr. M. Sencer Özen ile yaptığım görüşme benim için klasik bir “teşvik rehberi”nden çok daha değerliydi. Konuşmamız; girişimcilerin Türkiye’ye nasıl girebileceği, kamu kurumlarının pratikte ne yaptığı, hangi desteklerin gerçekten anlamlı olduğu, İzmir’in neden ayrı değerlendirilmesi gerektiği ve yabancı kurucuların en başta neyi doğru kurgulaması gerektiği üzerineydi.

Bu Türkçe versiyonu 2026 için yeniden düzenlerken röportajın soru-cevap yapısını özellikle korudum. Güncel rakamlar ve program değişiklikleri ise röportaj cevaplarının içine sonradan eklenmedi; aşağıda ayrı “Eylül 2026 güncellemesi” bölümlerinde verildi. Böylece hem konuşmanın kişisel karakteri hem de bilgilerin güncelliği korunuyor.

İZKA bir startup’a pratikte ne sağlar?

Mauro Benigno: Sencer, yabancı bir kurucu Türkiye’yi veya özellikle İzmir’i değerlendirmeye başladığında İZKA’nın rolünü nasıl anlatırsın? Bir startup size geldiğinde gerçekten ne yapıyorsunuz?

Dr. Sencer Özen: İZKA’nın görevi yalnızca destek programı duyurmak değil. İzmir’in inovasyon kapasitesini geliştirmek, girişimcileri doğru kaynaklara bağlamak, yatırım ortamını güçlendirmek ve şirketlerin bölgede daha sağlıklı büyümesini sağlayacak mekanizmaları kurmak için çalışıyoruz.

Dr. Sencer Özen: Yatırım Destek Ofisi tarafında ise şirketlerin ilk değerlendirmeden kuruluş ve yatırım kararına, uygun desteklerin belirlenmesinden uzun vadeli büyüme planına kadar süreci daha anlaşılır hâle getirmeye çalışıyoruz. Ulusal yatırım kurumlarıyla koordinasyon önemli; çünkü yabancı yatırımcı için yerel bilgi ile ulusal teşvik çerçevesinin aynı masada buluşması gerekiyor.

Mauro Benigno: Yani yabancı bir girişimcinin görevi onlarca kurumu tek tek keşfetmek değil; önce doğru çerçeveyi kurmak ve hangi kurumun hangi aşamada devreye gireceğini anlamak.

Dr. Sencer Özen: Evet. Doğru yönlendirme başlangıçta zaman kazandırıyor. Özellikle ilk kez Türkiye’de iş yapan bir şirket için yerel ekosistemi, teknoparkları, yatırımcıları, kamu desteklerini ve sektörel ağları birbirinden bağımsız düşünmemek gerekiyor.

Türkiye startup teşvikleri: asıl değer tek bir hibede değil

Mauro Benigno: Teşvik tarafına gelelim. Yabancı girişimciler genellikle ilk olarak “ne kadar hibe var?” diye soruyor. Türkiye’deki destek sisteminin gerçek avantajını nasıl görüyorsun?

Dr. Sencer Özen: Tek bir programdan çok bütün yapıya bakmak gerekiyor. Türkiye’de yatırım ve teknoloji odaklı şirketler; faaliyet türüne, bölgeye ve projenin niteliğine göre vergi, makine ve ekipman, Ar-Ge, istihdam, ihracat ve finansman tarafında farklı destek mekanizmalarından yararlanabiliyor.

Dr. Sencer Özen: Teknoloji geliştirme bölgeleri, TÜBİTAK, KOSGEB ve yatırım teşvik sistemi farklı ihtiyaçlara cevap veriyor. Erken aşama teknoloji girişimiyle üretim yatırımı yapan bir şirketin ihtiyacı aynı değil. Bu nedenle önce projenin niteliği netleşmeli, sonra destek seçilmeli.

Mauro Benigno: Benim sahada gördüğüm hata da bu. Bazı girişimciler iş modelini programa uydurmaya çalışıyor. Oysa doğru sıra tersine olmalı: önce müşteri problemi, ürün, ekip ve pazar; sonra bunları hızlandıracak teşvik.

Eylül 2026 güncellemesi: KOSGEB ve TÜBİTAK’ta bugün ne var?

Röportajdan sonra destek programlarını yeniden kontrol ettim. KOSGEB’in 2026 Girişimci Destek Programı İş Geliştirme çağrısında 1,5 milyon TL’ye kadar ve %80 oranında geri ödemeli destek bulunuyor. Kadın, genç, engelli, gazi veya birinci derece şehit yakını girişimciler için üst limite 150 bin TL ilave edilebiliyor. Kadın ve genç girişimciler için ayrıca 1 milyon TL’ye kadar kredi finansman desteği mekanizması duyuruldu. Program; personel, makine-teçhizat, yazılım, danışmanlık, belgelendirme, test, pazarlama ve benzeri giderleri belirli koşullarda kapsayabiliyor.

TÜBİTAK tarafında ise 1501 Sanayi Ar-Ge ve 1507 KOBİ Ar-Ge Başlangıç programlarının 2026 ikinci çağrıları Temmuz ayında açıldı. Bu önemli bir ayrım: teknoloji girişimleri için kamu desteği yalnızca “kuruluş hibesi” anlamına gelmiyor; teknik yenilik, doğrulanabilir Ar-Ge hedefi ve ticarileşme planı olan şirketler için proje bazlı finansman kanalları da var.

Resmî kaynak: KOSGEB – 2026 Girişimci Destek Programı
Resmî kaynak: TÜBİTAK – 1501 ve 1507, 2026 ikinci çağrıları

İzmir ile Ankara arasındaki koordinasyon nasıl çalışıyor?

Mauro Benigno: Bölgesel bir kalkınma ajansı ile Ankara’daki ulusal yatırım kurumları arasındaki ilişki pratikte nasıl çalışıyor?

Dr. Sencer Özen: Ulusal kurumlar Türkiye’nin genel yatırım çerçevesini, büyük ölçekli yatırım politikasını ve uluslararası tanıtımı yönetiyor. Biz ise sahadaki yerel bilgiyi tamamlıyoruz. İzmir’de hangi teknoloji altyapısı var, hangi teknopark veya sanayi bölgesi uygun, hangi kurumla görüşmek gerekir, hangi yerel ağlar yatırımcı için değer yaratır; bunlar bölgesel düzeyde daha iyi görülebiliyor.

Dr. Sencer Özen: Yabancı yatırımcı açısından ideal olan, ulusal sistem ile yerel uygulamanın birbirini tamamlaması. İlk temastan yatırım sonrası desteğe kadar kopukluk olmaması gerekiyor.

Mauro Benigno: Ben bunu pazar girişinde de aynı şekilde görüyorum. Bir şirket Türkiye’yi yalnızca mevzuat tablosu üzerinden değerlendirdiğinde önemli bir kısmı kaçırıyor. Gerçek karar; müşteri, tedarikçi, yetenek, yerel ortak, teşvik ve operasyon maliyetinin birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkıyor.

Neden Türkiye? Teşvik dışında hangi avantajlar var?

Mauro Benigno: Teşvikleri bir kenara bırakırsak, bugün bir teknoloji şirketi veya yabancı kurucu için Türkiye’nin temel operasyonel avantajı nedir?

Dr. Sencer Özen: Türkiye’nin güçlü tarafı birkaç unsurun aynı anda bulunması. Büyük ve genç bir pazar, teknik insan kaynağı, Avrupa ile Asya arasındaki konum, gelişmiş sanayi altyapısı ve giderek olgunlaşan bir girişimcilik ekosistemi var. Bu kombinasyon hem Türkiye iç pazarına erişmek hem de çevre ülkelere ölçeklenmek isteyen şirketler için önemli.

Dr. Sencer Özen: Özellikle teknoloji, üretim, temiz enerji ve ihracat bağlantılı iş modellerinde Türkiye yalnızca satış pazarı değil; ürün geliştirme, ekip kurma ve bölgesel operasyon merkezi olarak da değerlendirilebilir.

2026 verileri bu resmi nasıl destekliyor?

Invest in Türkiye’nin güncel startup sayfasına göre Türkiye’nin nüfusu yaklaşık 85,7 milyon ve medyan yaş 34,4. Ülkede yılda yaklaşık 1 milyon üniversite mezunu bulunuyor; bunların 72 binden fazlası mühendislik ve ilişkili alanlardan geliyor. Aynı resmî kaynak, 2021–2025 üçüncü çeyrek döneminde Türkiye startup ekosisteminin toplam 5,6 milyar dolar yatırım çektiğini ve ekosistemin altı unicorn çıkardığını belirtiyor.

Bu rakamlar benim için tek başına “Türkiye’ye yatırım yapın” argümanı değil. Daha önemli olan şu: yeterince büyük bir iç pazar, teknik yetenek havuzu ve ihracata bağlanabilecek üretim kapasitesi aynı ülkede bulunuyor. Doğru iş modeli varsa teşvikler bu avantajı hızlandırabilir; yanlış iş modeli varsa hiçbir teşvik bunu telafi etmez.

Resmî kaynak: Invest in Türkiye – Financial Investments & Startups

İzmir neden startup ve teknoloji yatırımları için ayrı düşünülmeli?

Mauro Benigno: İzmir’de yaşarken enerji ve sanayi altyapısını çok doğrudan görüyorum. Teknoloji ve oyun sektörü Türkiye genelinde büyürken, İzmir’in özellikle temiz enerji tarafında farklı bir konumu var. Sen bunu nasıl değerlendiriyorsun?

Dr. Sencer Özen: Yenilenebilir enerji İzmir’in en güçlü kümelenmelerinden biri. Rüzgâr enerjisi yalnızca elektrik üretimi olarak düşünülmemeli; ekipman, mühendislik, üretim, bakım, lojistik ve tedarik zinciriyle birlikte çok daha geniş bir ekosistem oluşturuyor.

Dr. Sencer Özen: İzmir’in serbest bölgeleri, sanayi altyapısı, liman bağlantıları ve teknik insan kaynağı bu ekosistemi destekliyor. CleanTech, enerji teknolojileri ve ihracata dönük üretim yapan girişimler için bu nedenle şehir farklı bir değer önerisi sunuyor.

Mauro Benigno: Bu nokta benim için önemli. Startup denildiğinde çoğu kişinin aklına yalnızca yazılım geliyor. Oysa İzmir’de enerji, endüstriyel teknoloji, otomasyon, makine, sürdürülebilir üretim ve B2B çözümleri açısından çok daha geniş bir alan var.

İzmir’de üretim ve ihracat altyapısını değerlendiren şirketler için ESBAŞ Ege Serbest Bölgesi üzerine Murat Özgürtaş ile yaptığım röportaj da bu resmin sanayi tarafını tamamlıyor.

Bürokrasi gerçekten daha yönetilebilir hâle geldi mi?

Mauro Benigno: Türkiye’de iş yapan herkese bürokrasiyi hafife almamalarını söylüyorum. Yabancı bir girişimci açısından süreçler gerçekten daha kolay hâle geldi mi?

Dr. Sencer Özen: Dijitalleşme önemli ölçüde ilerledi. Birçok kamu süreci artık çevrim içi yürütülebiliyor ve kurumlar yatırımcıya daha koordineli hizmet vermeye çalışıyor. Ancak hız yalnızca sistemin dijital olmasına bağlı değil. Başvuru kriterlerini önceden anlamak, doğru belgeyi hazırlamak ve doğru kurumla erken temas kurmak hâlâ çok önemli.

Dr. Sencer Özen: Benim tavsiyem, özellikle yabancı yatırımcıların sürece yalnız girmemesi. İZKA gibi kurumlarla veya yerel uzmanlarla erken görüşmek, sonradan düzeltilecek hataları azaltıyor.

Mauro Benigno: Buna tamamen katılıyorum. Türkiye’de çoğu gecikme “çok fazla bürokrasi”den değil, yanlış sırayla ilerlemekten kaynaklanıyor. Şirket kuruluşu, izinler, teşvik, banka, sözleşmeler, çalışma izinleri ve ticari doğrulama birbirinden bağımsız yürütülürse zaman kaybı büyüyor.

Yetenek bulmak: Türkiye’nin startup avantajlarından biri mi?

Mauro Benigno: Bir startup için para kadar önemli başka bir konu da ekip. Türkiye’de doğru teknik insan kaynağını bulmak konusunda ne görüyorsunuz?

Dr. Sencer Özen: Türkiye genç ve teknik yeteneğe yatırım yapan bir ülke. Üniversiteler, teknoparklar, teknoloji atölyeleri ve kamu programları uzun vadede daha fazla mühendis, yazılımcı ve girişimci yetiştirmeye odaklanıyor.

Dr. Sencer Özen: Şirketler için İŞKUR gibi istihdam kurumları ve bazı teşvik mekanizmaları da devreye girebiliyor. Ancak yine aynı noktaya dönüyoruz: şirketin ihtiyacına göre doğru programı seçmek gerekiyor. Her destek her ekip yapısına uygun değil.

Benim bu röportajdan çıkardığım sonuç

Bu görüşmeden sonra Türkiye startup ekosistemi hakkında düşüncem daha da netleşti: teşvik, stratejinin yerine geçmez; iyi stratejinin maliyetini ve riskini azaltabilir.

Yabancı bir kurucu Türkiye’ye gelmeden önce üç şeyi aynı anda test etmeli: ürün için gerçek müşteri var mı, ekip ve operasyon burada kurulabilir mi, kamu destekleri bu modeli gerçekten hızlandırıyor mu? Bu üç sorudan yalnızca sonuncusuna “evet” cevabı vermek yatırım kararı için yeterli değil.

Özellikle B2B, endüstriyel teknoloji, SaaS, yapay zekâ, fintech, temiz enerji ve ihracata bağlanabilecek teknoloji çözümlerinde Türkiye güçlü bir test ve büyüme zemini sunabiliyor. Fakat şirketin Türkiye’de kurulması ile Türkiye pazarına girmesi aynı şey değil. Satış kanalı, yerel karar vericiler, fiyatlama, mevzuat ve güven ilişkisi ayrıca çalışılmalı.

Bu nedenle yabancı şirketlerle yürüttüğüm uluslararası pazara giriş projelerinde teşvik analizini müşteri ve pazar doğrulamasından ayrı görmüyorum. İhracat veya sınır ötesi iş modeli olan şirketlerde ise ithalat-ihracat yapısı daha şirket kurulmadan önce tasarlanmalı.

Eylül 2026: Türkiye startup ekosisteminde dikkate değer üç gelişme

İlk olarak, kamu desteği daha fazla “proje kalitesi” ve “ticarileşme” eksenine kayıyor. KOSGEB ve TÜBİTAK çağrıları artık yalnızca şirket kurmayı değil; ölçülebilir kapasite, Ar-Ge, ürün geliştirme ve büyüme hedeflerini öne çıkarıyor.

İkinci olarak, Türkiye’nin startup finansman ekosistemi daha olgun bir yapıya geçiyor. Invest in Türkiye’nin güncel verileri SaaS, yapay zekâ, fintech ve teknoloji tabanlı iş modellerinin sermaye açısından güçlü alanlar arasında kalmaya devam ettiğini gösteriyor. TÜBİTAK BiGG’in yatırım tabanlı pre-seed modele dönüşmesi de kamu desteği ile girişim sermayesi mantığının birbirine yaklaştığını gösteren önemli bir işaret.

Üçüncü olarak, Türkiye’nin 2024–2028 Uluslararası Doğrudan Yatırım Stratejisi özellikle dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, yüksek nitelikli istihdam ve bilgi yoğun yatırımları önceliklendiriyor. Stratejinin 2028 hedefleri arasında Türkiye’nin küresel FDI payını %1,5’e, CEEMENA bölgesindeki payını ise %12’ye çıkarmak bulunuyor. Bir startup için bu doğrudan “hibe” anlamına gelmiyor; fakat kamu politikasının hangi yatırım profillerini çekmek istediğini anlamak açısından önemli.

Resmî kaynak: Türkiye UDY Stratejisi 2024–2028

Türkiye’de startup kurmayı düşünen yabancı girişimci ne yapmalı?

Ben olsam teşvik aramasıyla başlamazdım. Önce Türkiye’de gerçek müşteri ve partner görüşmeleri yapar, ürünün burada hangi probleme cevap verdiğini test eder, ardından şirket ve operasyon modelini kurardım. Ancak bundan sonra KOSGEB, TÜBİTAK, teknopark, yatırım teşvikleri veya kalkınma ajansı desteklerinin hangisinin gerçekten uygun olduğuna bakardım.

Çünkü güçlü bir teşvik başvurusu, güçlü bir iş modelinin sonucudur. Tersi değil.

Türkiye’ye giriş, İzmir’de şirket veya teknoloji operasyonu kurma, yatırım teşviklerini iş modeline bağlama ya da Türkiye’yi Avrupa, Balkanlar ve BDT pazarlarına açılan bir merkez olarak değerlendirme konusunda çalışıyorsanız, benim için ilk adım her zaman aynı: önce ticari mantığı doğrulamak, sonra yapıyı kurmak.

Türkiye startup teşvikleri 2026 hakkında kısa cevaplar

Yabancı kurucular Türkiye’de startup teşviklerinden yararlanabilir mi?

Şirket yapısı, faaliyet alanı, program koşulları ve yatırım modeline bağlı olarak evet. Ancak her kamu programının uygunluk kriteri farklıdır. Yabancı ortaklı şirketlerde başvuru öncesinde güncel çağrı ve şirket statüsü ayrıca kontrol edilmelidir.

KOSGEB mi, TÜBİTAK mı daha uygun?

Bu bir “hangisi daha iyi?” sorusu değil. KOSGEB işletme geliştirme, kapasite ve belirli girişimcilik giderlerinde anlamlı olabilir; TÜBİTAK ise teknik Ar-Ge, yenilik ve proje bazlı teknoloji geliştirme açısından daha uygun olabilir. Bazı şirketlerde farklı aşamalarda iki yapı da rol oynayabilir.

İzmir teknoloji startup’ları için iyi bir merkez mi?

Özellikle temiz enerji, endüstriyel teknoloji, üretim, B2B yazılım, otomasyon ve ihracata bağlanan çözümler için İzmir güçlü bir aday. Şehrin teknoparkları, üniversiteleri, sanayi ve serbest bölge altyapısı, liman bağlantıları ve Ege Bölgesi üretim ağı birlikte değerlendirilmelidir.